telefon0242 311 44 33

Romantik İlişkilerde Karşılaşılan Problemler

romantik ilişkilerde sorunlarHer bireyin en temel ihtiyaçları arasında ilişki kurmak ve ait olma duygusu yatar. İlişkiler, hayatın en değerli yapı taşıdır. Sağlıklı bir ilişki ise sadece romantik aşkla sınırlı olmayan, karşılıklı anlayış, saygı ve güven üzerine inşa edilen ve çiftlerin birbirlerini destekledikleri bir ilişkidir.

Çiftler, karşılıklı olarak birbirlerini duyabilir. Düşünce ve duygularını rahatlıkla dile getirebilir. Aynı zamanda ilişkiyi geliştirebilmek ve dinamik tutabilmek için karşılıklı çaba, istek ve ilgi arayışı vardır. Her birey sağlıklı bir ilişki içinde olmayı arzu eder. Fakat insan yapısı itibariyle sağlıklı bir ilişki kavramı her birey için aynı değildir. Çiftlerin ilişkiden beklentileri ve ihtiyaçları farklı olduğu gibi ilişkilerinin dinamikleri de farklıdır. Bu nedenle, karşılaşılan problemler ve bu problemlerin çözüm önerileri her ilişki için ayrı ayrı ele alınması gerekir.

Çiftler ilişkide birbirleriyle etkileşimde bulunarak duygusal destek, cinsel birliktelik, anlayış, sevgi ve paylaşımla ihtiyaçlarını karşılarlar. Yaşamın içindeki değişim ve gelişimle beraber ilişkiler zaman zaman belli problemlerle karşı karşıya kalabilir. Çoğunlukla iletişim problemleri, güven problemleri, cinsellikle ilgili sıkıntılar, farklı beklentiler ve zamanla monotonlaşan rutinler gibi sık rastlanan problemler yer alır. İlişkilerde karşılaşılan bu problemler, o ilişkinin sağlıksız olduğu anlamına gelmez. Burada önemli olan çiftlerin var olan soruna karşı yaklaşımlarıdır. Yaşanan problemleri çözebilmeyi her iki taraf istediği sürece sağlıklı ilişki devam eder.

Çift terapisi ise, ilişkide değişimi ve gelişimi sağlayabilmek adına çiftler arasındaki yakın ilişki üzerine çalışılan bir psikoterapi alanıdır. İlişkideki problemleri tanımaya yardımcı olmasının yanı sıra, olası yaşanabilecek olan sorunlarla ilgili çiftlerin farkındalık geliştirebilmesini sağlar. Her iki tarafın da kendini iyileştirmek için gösterdiği çabadır. Bireylerin ilişkileriyle ilgili iç görü kazanmasını sağlar. Ayrıca, çiftlerin bakış açısını geliştirmesini destekleyerek partnerlerini olduğu gibi kabul edebilmesine yardımcı olur. Çift terapisinin amacı; ilişkideki çatışmaların çözülebilmesini sağlamak ve sağlıklı ilişkilerin devamını, gelişmesini desteklemektir.

Romantik İlişkilerde Sık Karşılaşılan Problemler:

İletişim Eksikliği : İlişkileri zor duruma iten en önemli problemlerin başında iletişim eksikliği gelir. Çiftlerin etkili iletişim kuramaması, problemleri konuşmak yerine karşı tarafın anlamasını beklemek, duygu ve düşüncelerde açık ve dürüst olmamak, düşünmeden konuşmak ve iyi bir dinleyici olmama durumu iletişim eksikliklerine yol açar. Ayrıca, problemlere karşı olan yapıcı değil de yıkıcı yaklaşımlar, olumsuz ve suçlayıcı ifadeler çiftler arasında iletişimi bozan bir diğer sebeplerdendir.

Örneğin, partnerinizin bir davranışından rahatsız olduğunuzu belirtirken “ Bu davranışından rahatsız oluyorum “ demek yerine “ Senden rahatsız oluyorum.” Şeklinde ifade etmek yanlış bir tutumdur. Var olan bir problemi konuşarak çözüm yolu bulmak yerine iletişimi tamamen kesmek, küsmek, duvar örmek ya da tavır almak da önemli iletişim sorunlarına yol açar.

Yaşanan bir sorun karşısında her iki tarafında payı olduğunu kabul etmek yerine karşıdakine suçlayıcı davranmak, ortada bir haklı bir haksız aramak problemleri çözmediği gibi var olan sorunun üzerine bir yenisini daha eklemeye sebep olur. Bir diğer iletişim eksikliklerinden birisi de problemleri küçümsemek ya da önemsememektir. Partnerinin üzüldüğü bir konuya “ Buna mı üzüldün? Bu bir sorun olamaz.” Gibi tepkiler vermek karşı tarafa yeterince anlaşılmadığı hissi verir. Değersiz hissettirir.

Bir diğer iletişim problemi ise geçmişe odaklanmaktır. Geçmişte yaşanmış ve halı altına süpürülmüş problemleri yeniden gündeme getirmektir. Genellikle bu durum güncel problemin çözülmemesi için başvurulan bir kaçış yöntemidir. Ya da bu konuyu gündeme getiren kişi için bir koruma kalkanıdır. Bu durum, yaşanan sorunları daha karmaşık hale getirir ve problemlerin büyümesine yol açar.

Ayrıca, hataları yüze vurmak da bir tür kaçış yöntemidir. Yapılan hataların sürekli bir tarafın yüzüne vurulması ilişkiyi tehdit eden sorunların başındadır. Problemler çözüldükten sonra tekrar tekrar hata yapanın yüzüne vuruluyorsa bu durum hata yapan kişide korku, endişe ve kaygı yaratmaya başlar. Korkunun hakim olduğu bir ilişki her iki tarafı da mutsuz eder. O nedenle, iletişim eksikliğinden kaynaklı problem yaşayan çiftlerin karşılıklı açık ve yapıcı bir şekilde konuşarak, birbirlerine beklenti ve ihtiyaçlarını dile getirerek, anlayış ve saygı içinde sorunlarına çözüm odaklı yaklaşmaları büyük önem taşır.

Çiftlerin Birbirlerini Değiştirmeye Çalışması: İlişkinin devam etmesi, daha sağlam temellerle gelişebilmesi için bazen çiftin her birinin özverili davranmasıması: gerekir. Fakat özveri fedakarlık boyutuna giderse, karşı tarafın değişmesini zorlayıcı ve baskılayıcı hale gelmesi durumunda ilişkinin temelleri sarsılır. İlişkinin devamı için sevgi, saygı ve güven bağı çok kıymetlidir. Çiftlerin eşlerini olduğu gibi kabul etmesi ve birbirlerinin değişimi için ısrarcı olmaması önemlidir. İlişkide eşlerin birbirlerini değiştirme gibi bir sorumluluğu yoktur. Bir tarafın hatalı bir davranışı varsa o davranışı değiştirmek üzere çalışılabilir fakat çiftlerden birisinin kişiliğini değiştirmesini istemek, ilişkinin temellerini yıkar. Bu nedenle, ilişkide çiftlerin bir tarafın değişmesi için ısrarcı olmaması gerekir.

Aile Üyeleri ve Üçüncü Kişilerle Olan İlişkilere Dikkat Edilmemesi : Romantik ilişkilerde çiftler, ilişkileri yerine aile üyeleri ya da üçüncü kişilerden birilerini ön plana koyduğu noktada bu durum sorun yaratır. Aile üyeleriyle ve çevredeki kişilerle olan ilişkilere ve iletişime dikkat edilmesi önemlidir. İlişkiye dair her konuda söz hakkının çiftlere ait olması gerekir. Aradaki denge kurulamadığında üçüncü kişiler ilişkiye dahil olabilir ve müdahale edebilir. Bu durum çiftler arasında problem yaratır.

Çiftlerin Kendilerine Kişisel Alan Oluşturmaması : Kişisel alanlar; ilişki içinde birlikte yapılan aktivitelerin yanı sıra çiftlerin partnerinden ayrı, yeni deneyimler yaşamasını destekleyerek, şahsi ihtiyaçlarını karşılama imkanı bulduğu zamanları oluşturur. İlişkinin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için çiftlerin kendilerine özel alanlar yaratması önemlidir. Özellikle bu kişisel alanlar çiftlerin mutluluğuna ve ilişkinin devamına pozitif etki sağlar. Bireyin özgüveniyle birlikte bağımsızlık ve özgürlük duygusunu destekler. Bu durum çiftlerin birbirlerini daha iyi anlamasını sağlayarak sağlam temellerle ilerleyen bir ilişkiye zemin hazırlar. Tam tersinde ise, ilişkide sürekli kaybetme korkusuyla beraber çiftler birbirlerine bağımlı hale gelir. Bu durum çiftlerden birisinin ilişkiden kendini geri çekmesine yol açabilir. Sağlıklı ve mutlu bir ilişki için çiftlerin kendilerine kişisel alanlar oluşturması ve partnerinin kişisel alanlarına da saygı duyması çok önemlidir.

İlişkide İlginin Azalması : İlişkinin başlangıcında ilgi ve heyecan doruktadır. Fakat zamanla bu heyecan azalarak ilgi kaybı ve monotonluk yaşanabilir. Partnerlerden birisinin ilgisizliği ilişkiyi negatif etkiler. Bir taraf; kendini değersiz ve yalnız hissedebilir. Bu durum ilişkide güven ve iletişim sorunlarına yol açabilir. İlişki içinde bağlar zayıflayarak zamanla kopma noktasına gelebilir. İlişkinin daha sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için ilişkiye heyecan katmak, yeni deneyimler yaşamak, birlikte keyifli vakit geçirmek ve ortak ilgi alanları yaratabilmek önemlidir.

İlişkide Güç Çatışmasının Olması : İlişkide güç çatışmasının olması farklı beklentiler ve ihtiyaçlardan kaynaklanır. Her ilişkinin dinamiğine göre çiftlerin birbirlerine karşı beklentileri oluşur. Bu beklentiler maddi, manevi, ev işleri ya da zaman yönetimiyle ilgili olabilir. Bu beklentiler yeterince karşılanmadığında çiftler arasında güç çatışması yaratabilir. Bunu önleyebilmek için ortak bir paydada buluşmak ve uzlaşmak önemlidir. Karşılıklı anlayış ve empatiyle ilişkideki güç çatışması önlenebilir.

Sorumluluk Üstlenmemek : İlişkide sorunluluk üstlenmemek birçok probleme neden olabilir. Bazen ilişkide çiftlerden biri fazla fedakarlık yaparak alması gerekenden fazla sorumluluk üstlenirken, diğeri sorumluluk almaktan kaçınabilir. Fazla sorumluluk üstlenmek ilişkide dengesizlik yaratır. Çiftlerden birinin diğerine karşı güvensizlik ve hayal kırıklığı hissetmesine yol açar. Zamanla iletişim kopukluğunu artırarak ilişkide memnuniyetsizliğe dönüşür. Sağlıklı bir ilişki için; çiftlerin üzerine düşen sorumlulukları kabul ederek birbirlerine destek olması önemlidir. Problemlerin kaynağı olarak birbirlerini görüp suçlamak yerine ortak paydada buluşarak çözüm üretilebilir.

Aşırı Kıskançlık : İlişkilerde kıskançlık yaygın olarak görülen bir problemdir. Kaybetme korkusuyla birlikte tetiklenir. Kıskançlık geçmiş ilişki deneyimlerinden, güvensizlik ve ilişkiyi kontrol etme isteğinden kaynaklanır. Çiftlerin zaman zaman birbirini kıskanması doğal bir duygudur fakat bu duygunun aşırı düzeyde yaşanması ilişkiyi negatif etkiler. Kıskançlığın aşırı boyutlarda yaşanması ilişkide tartışma, psikolojik ve fiziksel şiddet yaşanmasına neden olabilir. Bu durum ilişkiyi yıpratır. İlişkide çiftlerin duygularını açık bir dille ifade etmesi ve ilişkiye dair endişelerini birbirlerine dile getirmesi önemlidir. Bu paylaşımları pasif agresif bir şekilde partnere yansıtmak yerine, saygı ve karşılıklı anlayış çerçevesinde dile getirmek ilişkiyi daha sağlıklı geliştirecektir.

İşi Ön Planda Tutmak : Romantik ilişkiyle iş yaşamı arasındaki dengeyi bulmak çok önemlidir. Çiftlerden birisinin sürekli iş odaklı olması diğer tarafı değersiz ve ihmal edilmiş hissettirebilir. Özellikle yoğun iş temposuna sahip bireylerin partneriyle iletişim sorunları artmaktadır. Yoğun çalışan bir partnerin iş nedeniyle iptal ettiği programlar diğer tarafın hayal kırıklığı yaşamasına neden olabilir. Bu durum ilişkide sorunlar yaşanmasına yol açar. Öncelikle karşınızdaki kişiyi olduğu gibi kabul etmek önemlidir. Değişmesini istemek ya da onu değişime zorlamak ilişkide sorunları artırır. Karşı tarafa sürekli işiyle ilgili şikayet etmek de ilişkiye zarar verir. Öncelikle bu tarz sorunların önüne geçebilmek için çiftlerin birbirlerinin programlarından haberdar olması önemlidir. Hangi saatlerde yoğun ya da hangi günlerde işten geç çıkabilir bu gibi durumları önceden bilmek ve planları ona göre şekillendirmek diğer tarafı güvende hissettirir. Çiftlerin açık iletişim içerisinde iş yaşamı ve özel hayat dengesiyle ilgili problemleri birlikte çözmeye çalışması gerekir.

Sürekli Başkalarıyla Kıyaslama Yapmak : İlişkide çiftlerin partnerlerini başkalarıyla kıyaslama yapması yaygın görülen bir davranıştır. Bu durum ne yazık ki ilişkinin dinamiğine zarar verir. Kıyaslama, bireyin kendisinin ya da partnerinin yetersiz hissetmesine sebep olur. Kıyas yapılan kişiyle ilgili takıntılı düşünceler geliştirmeye yol açabilir. İlişkiye dair olumsuz duyguları artırır. İlişkinin olumlu yönlerine odaklanmak kıyaslama davranışını azaltacaktır. Her ilişki özel ve farklıdır. Birlikte yaşanılan güzel anları takdir etmek pozitif tutumlar geliştirmeyi destekleyecektir.

Sürekli Özür Dileyip Aynı Hataları Tekrarlamak: İlişkide aynı hataların tekrarlanması çiftler arasında güven problemlerine yol açar. İlişkiyi duygusal anlamda tüketir. Affeden bireyin özsaygısına ve özgüvenine zarar verir. İlişkiye olan inancını zayıflatır. Güven ve bağlanma gibi ilişkideki temel ihtiyaçları negatif etkiler. Kişi aynı hataları tekrar tekrar yapıyorsa bu durum derinlerde, çözümlenmemiş bazı psikolojik sorunlara işaret edebilir. Bu sorunlar bireyin bazı alışkanlıkları, içsel çatışmaları ya da değişimden kaçınma eğilimiyle ilişkili olabilir. Burada önemli olan nokta, özür dilemek bir erdemdir fakat yapılan hatalardan ders alarak bu hataları tekrarlamadan, ilişkinin gelişmesi için çaba göstermektir.

Travmatik Bir Olay Yaşanması : Dışarıdan kaynaklanan sorunlar ilişkinin dinamiğini olumsuz yönde etkiler. İşsizlik, kayıp, yas, sağlık sorunları ve kaza gibi durumlar bireyin ruh halini etkileyebilir. Fiziksel olarak yan yana olsalar bile çiftlerden birisinin zihni, yaşadığı travmatik olayla meşgulse duygusal anlamda partnerinin yanında değildir. Bu durum partneriyle olan iletişimine zarar verebilir. Yaşanan tartışmalar duygusal uzaklaşmalara yol açabilir. İlişkide partnerinin hislerini anlamaya çalışmak, ona destek olmak ve travmatik durumlarla başa çıkma yöntemlerini bulmak ilişkinin sağlıklı bir şekilde ilerlemesini ve gelişmesini artıracaktır.

İlişkide Cinsel Sorunlar ve Yakınlık Kurma Problemleri : Karşılıklı olarak beklentilerin farklılığı, ilgisizlik ve isteksizlik ilişkilerde cinsel sorunlara ve yakınlık kurma problemlerine yol açar. Burada önemli olan nokta çiftlerin birbirine olan uyumudur. Cinsellik yaşamın sağlıklı ve doğal bir parçasıdır. Eşler arasındaki iletişimi ve mutluluğu etkileyen faktörlerden biridir. Cinsellik konusunda çiftlerin birbirine olan ilgi ve beklentisi uyuştuğu zaman sağlıklı bir cinsellik gelişir. Çiftler birbirlerinin neye ihtiyacı olduğunu anlamaya çalışarak, karşılıklı memnuniyeti ön planda tutarak davranması ilişkiyi daha sağlıklı bir boyuta ulaştırır. Aksi halde, cinsel sorunlar ortaya çıkar. Cinsel yaşama dair sorunlar ilişkiyi sarstığı gibi çiftlerin özgüven ve depresyon gibi psikolojik sıkıntılar yaşamasına neden olur.

İlişkide yakınlık, duygusal bağı güçlendiren ve duygusal tatmin sağlayan önemli bir etkendir. Yakınlık kurma korkusu bireyin ilişkide derin bağ kurmaktan kaçınmasına yol açar. Genelde yakınlık kurma korkusu yaşayan bir birey, duygusal anlamda savunmasız hissetmemek için mesafe koyma eğilimi geliştirir. Bu durum özellikle romantik ilişkilerde problemlere yol açar. Karşılıklı yakınlığı hissedebilmek kadın veya erkek, her iki birey için önemlidir. Her birey için yakınlık kurmak farklı anlamları ifade eder. Yakınlık deyince akla ilk gelen fiziksel temastır. Bunun yanı sıra duygusal bağ, güven ve iletişim de yakınlık içeren diğer davranışlardır. Özellikle sağlıklı bir ilişki için güçlü duygusal bir bağ çok önemlidir. Sağlıklı bir ilişki için, duygusal bağ, güven, fiziksel temas ve iletişim gibi yakınlık içeren bileşenlerin geliştirilmesi daha sağlıklı, mutlu ve tatmin edici ilişkileri oluşturur.

Özetle;

Her ilişkinin dinamiği farklıdır ve zaman zaman sorunlar yaşanabilir. Ancak sağlıklı iletişim, anlayış, hoşgörü ve karşılıklı çabayla birlikte problemlerin çözümü kolaylaşır. Öncelikle ilişkide partnerinize karşı olan duygu, düşünce ve ihtiyaçlarınızı açık bir dille ifade edebilmek ilişkinin gelişimi için önemlidir.

Güven ve sadakat bir ilişkinin temelidir. İlişkide verilen sözlerin tutulması, açık ve dürüst olmak karşılıklı güveni artırır. İlişkiye dair olan beklentilerinizi ve ihtiyaçlarınızı açık bir şekilde ifade etmek ve karşı tarafın da bunu aynı şekilde dile getirebilmesi ilişkiyi geliştirir. Uzlaşma becerisini geliştirmek karşılaşılan problemleri çözümlemeye yardımcı olur. Çiftlerin birbirlerine zaman ayırması ve kaliteli zamanlar geçirmesi ilişkiyi güçlendirir. Ortak ilgi alanına göre programlar belirlemek, aktiviteler yapmak ya da özel zamanlar yaratmak ilişkiyi canlı tutmayı sağlar.

İletişimin olduğu her yerde tartışmalar ve çatışmalar kaçınılmazdır. Önemli olan bunları sağlıklı bir şekilde dile getirebilmek ve çözümleyebilmektir. Karşılıklı saygı ve anlayış çerçevesinde sorunları ele alabilmek hem çözümü kolaylaştırır hem de ilişkinizi olumlu yönde etkiler. Değişime ve gelişime her iki tarafında esneklik göstererek buna uyum sağlaması önemlidir. İlişkiyi desteklemek elbette önemlidir fakat bireysel anlamda da kişisel gelişimi desteklemek de ilişkinin olumlu yönde ilerlemesine katkı sağlayan önemli adımlardandır. Her ilişkide sorunlar olabilir. Önemli olan bu sorunları işbirliğiyle ve açık bir şekilde çözümleyebilmektir. Eğer ilişkide sorunlar çözümlenemiyorsa, bir uzmandan destek alınması önerilir.

Psikolog Funda Buharalı.

Çift Terapisi Antalya, Antalya Evlilik Terapisi, Psikoterapi Antalya.